Soru
Selamun aleyküm.
Şu sıralar kaygı bozukluğu yaşıyorum. Aslında bu bende uzun yıllardır vardı. Ama bu kadar ön plana çıkmamıştı. Hatırlarsınız ki Eylül’de İstanbul’da 5.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Ben de İstanbul’da ikamet ediyorum. Depremin daha büyüğü bekleniyor. Bunun ilahi bir ikaz olduğunu, Rabbimizden geldiğini biliyorum. Kadere sonsuz iman ediyorum fakat o dönemden sonra kaygılarım arttı. Aslında beni korkutan ölüm değil amellerim. Bu yüzden beş aydır sabaha kadar uyuyamıyorum, ilmime çalışsam da anlayamıyorum. Bunun şeytandan geldiğinin de farkındayım. Zaafımı yakaladı ve vesvese veriyor. Cidden kötü durumdayım. Ailem bir doktora gitmemi söylüyor ama kabul etmiyorum. Bunun Allah’ın zoruna gideceğini düşünüyorum. Böylesine O’na iman etmişken bir doktordan ve antidepresanlardan umut arayamam. Fakat çok kötü durumdayım. Bana ne önerirsiniz? Kısaca sorum bir doktora gitmem ve verdiği hapları kullanmam caiz olur mu? Rabbimizi üzer mi ve benim bu acizane halim nasıl yol izlemem ile, nasıl bir dua ile hallonur? Selametle. Allah emanet olun. Hakkınızı helal edin çok uzun yazdım.
Cevap
Aleyküm selam ve rahmetullah.
Uzun ve detaylı yazmanız bilakis daha iyidir. Sorununuz daha net anlaşılır, daha iyi cevap alırsınız. Öncelikle bir cümleyi düzeltelim. “Allâh’ın gücüne veya zoruna gider.” cümlesi imanımız açısından tehlikeli bir sözdür. Bir şeyin gücümüze veya zorumuza gitmesi karşı tarafa duygusal olarak bağlı olmamızı gerektirir. Allah ise kimseye muhtaç değildir.
Asıl meseleye gelelim. Bizler kadere iman etmiş, teslim olmuş bir ümmetiz. Rabbimize bizleri temiz itikat sahibi yaptığı için hamd ederiz. Lakin iman ettiğimiz başka şeyler de vardır. Mesela Allâh’ın rahmetinin tahayyülümüzün fevkinde genişliği, kullarına azaptan kaçındığı, kullarının yaptığı amele ihtiyacının olmadığı gibi.
İnsan nisyan ile malüldür. Bizler fıtratımız gereği her daim Allâh’ı ve emirlerini aklımızda tutamayız. Günahkarız, günaha meyyaliz. Lakin hangi günah Rabbimizin rahmetinden büyüktür? Bunun için Rasûlullah aleyhisselâm şöyle buyuruyor: “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11)
Allah bize günahsız olun diye bir emir vermemiştir. Emir şudur: “Günahlardan elinizden geldiğince kaçının, kaçınamadığınızdan da tevbe edin.” İşte kulun vazifesi budur.
Esasen genel olarak insanın kendini ve Rabbini bildikten sonra psikoloğa ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. En azından bu konu için düşünmüyorum. Ama psikoloji de tıbbın bir alanıdır. Eğer ihtiyaç olduğunu hissediyorsanız önce ehil sonra da bulabilirseniz şuurlu bir müslüman psikoloğa/psikiyatra gidebilirsiniz. Bunda herhangi bir vebal, günah olmaz. Hatta bazen gidilmesi zorunlu hale de gelebilir. Allah yardımcınız olsun.