Ne Yapıyoruz?


Rasûlullah’ın aleyhisselâm aramızda olmayışının üzerinden 810 sene geçti. İlk devrin Müslümanları, sahabe efendilerimiz radıyallâhu anhum her meselelerini bizzat O’na sordular. O aleyhisselâm “Alimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmadılar, ancak ilim miras bıraktılar. Şu halde o ilmi alan büyük bir pay almış demektir.*” buyurarak göçtü bu dünyadan. Bütün ümmet, O’nun aleyhisselâm gösterdiği bu yolda yürüdü. Dara düştü, başı sıkıştı, zorda kaldı ama her daim bir alimin gölgesinde felah buldu.

Bugün, tarihin belki de görmüş olduğu en büyük buhranı yaşıyoruz. İnsanlık bir kriz halinde. Kafirler, münafıklar arık topraklarımızı istedikleri gibi fikir cellatlığına da soyunarak zihnimizi, ruhumuzu işgal etme gayreti içerisindedirler. Malesef, ne yazık ki muvaffak olmayı da her gün biraz daha başarıyorlar. Bir gün eşimizi kaybediyoruz, bir gün ailemizi. Fikir ve şuur kalelerimiz birer birer düşmekte.

Bizler, Ümmet Mektupları projemiz ile bu yangını görerek ortaya çıkmış bulunmaktayız. Taşıdığımız genç beynimiz, zihnimizde büyüklerimizin tecrübesi, önümüzde yürünmesi gereken alimlerimizin uzun yolu ile “işte iz, geliniz” demeye talibiz.

Ümmet Mektupları kesinlikle fetva makamı, nihayi karar merci yahut kesin ve değişmez kavil değildir. Bilakis Ümmet Mektupları mümin kardeşlerinin derdine ortak olmaya gayret gösteren gönüllülerin ortak bir çalışmasıdır. Elinden ve dilinden geldiğince ahiret kardeşlerinin zihinlerindeki yükü hafifletmeyi, ruhlarındaki işgale dur demeyi, gönül teskiyelerine vesile olmayı ve en mühimi hayata mümin şuuruyla ve iman penceresinde baktırmayı kendine gaye edinmiştir.

Gayret bizden, tevfik Allah’tandır. Bismillah…

(Buhari, İlm, 10; Ebû Davut, İlm, 1; Tirmizi, İlm,19; İbn Mace, Mukaddime,17)