Annem Feracemi Buldu Ve Çöpe Attı

Soru

Selamün aleyküm.

14 yaşında İslam’la tanıştım. Tesettüre girmek istiyordum. Dindar bir ailede değildim ve bu konuyu açtığımda büyük bir tepki gördüm. Ama içimdeki bu istek gitmedi. Okul harçlığımdan bir miktar para biriktirdim ferace ve eşarp aldım. Anneme tesettür konusunu her açtığımda üstüme çok geliyordu ve “Seni evlatlıktan reddederim.” gibi cümleler kuruyordu. Korktum ve bir süre aldığım eşyaları sakladım. Bir gün okuldaydım (kız lisesi) . Annem eşyalarımı bulmuş çöpe atmıştı ve okulumu değiştirmek için hemen dilekçe yazdı. Karma bir okula naklimi aldırdı. Artık para dahi az veriyorlardı. Uzun bir süre tesettür aşkını içime attım. Ama artık büyüyordum ve bir kulun, Allah’ın emirlerinden üstün tutulmayacağını idrak etmeye başladım. Hemen bir eşarp aldım ve “Ben kapanıyorum.” dedim. Evdeki herkes tepki gösterdi. Kapandım evden çıktım. Evdeki herkes benimle 3 ay küstü. Hatta beni evden dahi göndereceklerdi. Hamd olsun şimdi kapalı olmama (8 ay) alıştılar. Ama ben tesettüre girmek istiyorum ve ailemin  daha büyük tepki vereceklerini de  biliyorum. Ailemi de üzmeden nasıl tesettüre girebilirim ?


Cevap

Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.) annesine karşı son derece itaatkâr bir evlât idi. İslâm’a girdiği zaman annesi:

“–Ey Sa’d! Sen ne yaptın? Eğer, bu yeni dîni terk etmezsen, yemin olsun ki, ben yemem, içmem, nihâyet ölürüm. Sen de benim yüzümden «Hey anasının kâtili!» diye kötü bir isimle çağrılırsın!” dedi.

Sa’d -radıyallâhu anh-:

“–Yapma anneciğim, ben bu dîni hiçbir şey için terk edemem!” deyince, anası iki gün iki gece yemedi ve iyice kuvvetten düştü. Bunu gören Hazret-i Sa’d (çok sevdiği annesini bu inadından vazgeçirebilmek için tam bir kararlılıkla):

“–Anneciğim! Vallâhi yüz canın olsa da hepsi birer birer çıksa, ben bu dîni hiçbir şey için terk edemem, bunu böyle bilesin!..” dedi. Oğlunun kararlılığını anlayan annesi de inadı bırakıp yemeye başladı. Bu hâdise üzerine Lokmân Sûresi 14-15. âyet-i kerîmeleri nâzil oldu:

“Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası, onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için de) önce Bana, sonra da ana-babana şükret, diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak Banadır. (Bununla beraber) eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! Onlarla dünyâda iyi geçin! Bana yönelenlerin yoluna tâbî ol! Sonunda dönüşünüz ancak Banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm, (amellerinizin iyi veya kötü karşılığını alırsınız).”

Kardeşim, bu kıssadan ve ayet-i kerimeden kendinize birkaç ders çıkartın. Ben de bir kaç şey ekleyeyim. İman sahibi olmak türlü türlü imtihanları gerektirir. Kimi darlıkla, kimi bollukla, kimi sağlığı ile imtihan olur. Bu imtihanlar esnasında üzülürüz, sinirleniriz, bunalırız. Bunun bir karşılığı olarak da karşımızda üzülen, sinirlenen, kızan, bağıran, küsen insanlar bulabiliriz. Hayat budur, dünya budur. İman edenler her daim karşısında inkar edenleri bulacaktır. Bazen çok uzakta bazen ise burnunun dibinde, ehlinde… Rabbimize dua etmekten başka çaremiz yoktur. Ailenize Rabbimizden iman selameti dilerim. Tavsiyem kesinlikle körü körüne inatlaşmamanız, ev içinde tartışma ortamı oluşturmamanızdır. Oluşursa da fazla uzatmadan bitirmenizdir. Hak bellidir, sapamayız. Sapamayacağımıza göre bununla baş etme yollarını bulmalıyız. Duayı ise hiç eksik etmemeliyiz. Teheccüd namazını ihmal etmeyin. Seher vakitlerinde yapılan dualar biiznillah reddolunmaz. Allah yardımcınız olsun, Allâh’a emanet olun.


Paylaş