Boşuna mı Okudum, Çalışacağım!

Soru

Hocam selamün aleyküm.

İki çocuk annesi evli bir kadınım. Çocuklar biraz büyüyünce çalışmak istedim. Her gün her gece çalışmak için dualar ettim. Sonra eşimin işleri bozulmaya başladı. Aile şirketiydi ve her ailede bir fedakar olur ya, eşim ve ben o fedakarlardan olduk. Haksız yere altınlarım ve arabamız gitti. Ben daha çok hırslandım, daha çok istedim çalışmayı. Belki de onlardan uzaklaşmak, kendi kesemizi ayrı tutmak istedim. Çünkü keseler bir olunca çok yıprandım senelerce. Sohbetlere giden derslenmiş bir hanımdım ve ilimde ilerlemek ailemi İslam ailesi yapmak istiyordum. Ama bir akşam aniden ikimizde başka bir yerde işe başlama teklifi aldık ve ertesi gün hemen başladık. Başta her şey çok güzeldi. Sabahları beraber gidiyoruz. Altımıza araba verdiler ve iş yeri sahibi de dayımız olunca bayağı bir rahatız. Elemanları sadece sabahları görüyorum ve büroda sadece bayanlar kalıyor. Sabah akşam eşimle birlikte gidiyoruz. Rahat yani anlayacağınız. Fakat ben, son aylarda senelerce çalışmak için yalvarmış dualar etmiş ben, artık evime dönmek kendimi yine ilime ibadete vermek için dualar eder oldum. İşi bırakamıyorum, borç çok; gitmek istemiyorum, gidince sanki dünyaya daha çok meylediyorum. Çocuklarımın ahlakı bile bozulmaya başladı, hissediyorum. İçin için pişmanlık çekiyorum. Kimseye söyleyemiyorum, çünkü herkese senelerce, “Ben çalışacağım, boşuna mı okudum?” dedim. Dünya beni öyle bir sıkıştırıyor ki anlatamam. Rızık korkusu var bir de yenemediğim. Şimdi ise sürekli “Rabbim beni sağlıkla, sıhhatle evime döndür, kocama hayırlı işler ver, o bize yetsin,” diye dua ediyorum. Çok pişman oldum ama geri adım da atamıyorum. Ben ilimde ilerleyecek hatta hoca olmak için çabalayacaktım ama dünya sevgisi ağır bastı. Bunu içim acıyarak söylüyorum ve dediğim gibi geri adım da atamıyorum. Sizden ricam eşime bereketli kazançlar için bana da dua edin ve ben de en kısa zamanda evime çocuklarıma döneyim.


Cevap

Aleyküm selam ve rahmetullah.

İslam, fıtrat dinidir. Kişi kendini bildikçe Rabbini bilir. Rabbimiz kesinlikle insanının fıtratına uygun, yaşanabilir bir din indirmiştir. Buna bu şekilde iman etmek, imanın esasıdır. Şu var ki insan aklı Allah’ın ilmi ve hikmetleri karşısında kıt denecek kadar bile yoktur, yok hükmündedir. Çünkü insanın aklı daima nefsinin etkisi altındadır. Bu yüzden insan, dünyanın bir ucundan diğer ucuna anında gidecek teknolojiyi bulur da neden tesettüre girmesi gerektiğini idrak edemez. Binaenaleyh, insan Rabbinden devamlı olarak iman selameti istemelidir. Size uzun uzun yazarak hem sizin vaktinizi hem de diğer okuyucuların vaktini almak istemem. Çünkü hayatınız, anlattıklarınız bir kadının hatta erkeklerin bile ders almasına yeterlidir. Bir iki tavsiye ile bitireyim.

Ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde hanımların asıl yerinin evi olduğu özellikle belirtilmiştir. Müslüman bir hanımın hayatında evini ikinci plana atacak bir durum, yok hükmündedir. Onu evinden dışarıda yaşamaya mahkum edecek, hayatının yönünü ev dışına adapte edecek kişiler de yok hükmünde olmalıdır. Müslüman akıllıdır, bir delikten iki kez ısırılmaz. Hatalarınızdan ders çıkarın. Bu hatanızın en net sebebi “Allah ve Resulü acaba benim için ne buyurmuştur?” dememenizdir. Allah’ın kerih gördüğü bir şeyi de “Dur bakalım kötü mü, ne kadar kötü olabilir, niyetimiz iyi…”’ gibi sözlerle kendimizi kandırarak tecrübe etmek en hafif tabiriyle ahmaklık olur. Seni yaratan, seni en iyi bilen olmayacak da kim olacak?  Bu sebeple Müslümanlar olarak yapmamız gereken şey hikmetini bilelim veya bilmeyelim emirleri uygulamak ve yasaklardan hatta şüphelilerden ve vicdanımızı sızlatan şeylerden kaçınmaktır. Ateşin yaktığını tecrübe etmeye gerek yoktur.

Unutmayın. Dünya, Allah için yapılmayan şeyler dışında lanetlenmiştir. Müslümanlar erkeği ve kadını ile dünyada yaptığı her işte Allah’ın adını, rızasını, şeriatını unutursa o lanetten nasibini alır. Allah cümlemizi lanetine değil, rahmetine ulaşanlardan eylesin. Allah en doğrusunu bilir, Allah’a emanet olun.


Paylaş