Hidayetine Vesile Olduğum Flörtüm(!)

Soru

 Selamun aleyküm. Abi o kadar derdin arasında ve sana gelen mesajlardan dolayı girdiğin ruh halinden dolayı, belki de sıkılarak, yine kim ne yazmış acaba, gözüyle bu mesaja bakıyor olabilirsin. Öncelikle seni rahatsız ettiğim için lütfen kusura bakma. Yanlış hatırlamıyorsam 1.5 sene önce sakallarını nasıl düzleştiriyorsun gibisinden soru sormuştum ve yardımcı olmuştun. Allah razı olsun. Şimdi de içimi içten içe kemiren bir sıkıntı hakkında sana danışmak istiyorum. Benim “hidayetine vesile olma” düşüncesi ile başladığım bir flörtüm vardı. Tabii niyetim flört etmek değildi sadece hidayetine vesile olma düşüncesiydi. Bu, zamanla flörte dönüştü. Nureddin Hoca’nın da dediği gibi “sapıtarak hidayete vesile olamazsın”…

 Kız, anlayışlı ve şuurlanabilen bir insan. İslamî olarak ne anlattıysam ne paylaştıysam iyi anlamda faydası oldu. Flörtün haram olduğunu namahremle lüzumsuz konuşmamasının gerektiğini anlattım. İlk başlarda zor olsa da bu yönde de başarılı oldu. Şu an ikimizin de birbirine karşı sevgisi, özlemi var. Evlilik, şu an için mümkün görünmüyor. Belki ortalama iki yıl sonra Allahualem. Malum bir erkek olarak beni iyi anlarsın. Gerek dünya meşguliyetleri olsun gerek arkadaşlarla toplanıp bir bilgisayar oyunu oynamak olsun erkeğin meşgul olacağı, kafasını dağıtacağı yeteri kadar olay oluyor. Ama kimi zaman kızların meşguliyetleri daha az olabiliyor. Böylelikle de sevdikleri erkek akıllarına gelip, özlemleri artıyor. Ne kadar uzak olsakta üç dört ay geçtikten sonra dayanamayıp hal hatır sormak için yazardı ve yine uzak dururduk. Kesinlikle konuşmalarımız o günü geçmezdi ve ondan sonra yine üç dört ay uzak dururduk. Ondan sonrası malum, yine özleyip yazardı. Konu anlaşılsın diye bunları anlatmak istedim. Şimdi ikimiz de uzak durup, vaktini bekliyoruz. Kız bazen yazdığında,  doğru olmayacağı için hiçbir şey yazmadığım oldu. Lüzumsuz konuşmanın doğru olmadığını o da biliyor ama kimi zaman cevap vermediğim zaman bunu haliyle yanlış anladığı da oldu ve bana bir soru sordu: “Hal hatır sormak için bile konuşamaz mıyız? İslamiyet bu mu?” dedi. Ben,  elhamdülillah mutmain olacağı cevaplar verdiğimi düşünüyorum. Lakin ben de düşünüyorum acaba Peygamber Efendimiz’in (aleyhisselatu vesselam) buyurduğu gibi “vasat” davranmıyor muyum? Acaba tam bilmediğimden dolayı aşırı gidip yanlış mı yapıyorum, hiçbir şey yazmamakla? Sonuçta biz gönül eğlendirmekten ziyade bir nevi müstakbel eş gözüyle bakıyoruz. Bundan dolayı belli zamanlarda (mesela beş ayda bir gibi) konuşmamız yahut bugün gibi, bayramlarda seyranlarda hal hatır sorup o günü kutlamamız mahiyetinde o günlere mahsus konuşabilir, mesaj atabilir miyiz? Yoksa kesinlikle bağı her şeyi koparmamız mı lazım? Niyetimiz ve şu anda yaptığımız, helal bir şekilde beklemek. Özel diye tabir ettiğimiz günlerde “seviye” gözeterek hal hatır sorma, nelerin olup bittiği hakkında konuşma, mesajlaşma caiz olur mu? Yoksa dediğim gibi kesinlikle konuşmamak, bağları koparmak mı gerekli?


Cevap

 Ve aleyküm selam. Kardeşim,

Allah azze ve celle kadını ve erkeği mıknatısın zıt kutupları gibi yaratmıştır. Öyle ki esasen zıttırlar. Ancak daima birbirlerini istemeseler bile çekerler. Bu ilk insan babamızdan bu yana böyle gelmiştir. İnsan peygamber dahi olsa, fıtratı kadar kendini kadından alamaz. Açta kalsa, susuz da olsa bir erkek için kadın, şehvet merkezidir. Fıtrat budur, yaratılış bunu gerektirir. Fıtratı ve yaratılışı bozulmamış, haramlarla ‘belhum adal’ seviyesine inmemiş herkes bunu hayatının her anında yaşar. Hem insanın kendi yaşamındaki tecrübeleri hem de çevresi bizzat buna şahittir.

Şeytanın binlerce yıllık tecrübesi ile karşı karşıyayız. O binlerce yıldır milyarlarca insanı kandırmış, milyonlarca tuzağı başarı ile kurmuştur. Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile apaçık bir düşmandır. Biz ise onu 3-5 yıldır tanımaktayız. Hilelerini ise tamamen engellemek mümkün değil. Ancak bazı kalıp şeyler vardır. Bunlara genel olarak ‘haramlar’ diyoruz. Bu haramlar girilmesi kesinlikle yasak bahçe gibidir. Velev ki bize göre dünyanın en güzel nimetleri orada olsun, en faydalı şeyler orada bulunsun haram bizim için haramdır. Bu kuralı es geçtiğimiz zaman her şey alt  üst olur.

Nureddin hocamız güzel bir misalle ifade etmiş, ‘Sapıtarak hidayete vesile olamazsın’ bu cümle üzerine denecek bir şey yok. Domuzla doyulmaz, içki ile susuzluk giderilmez, kişi ısınsın diye abdestsiz namaz kıldırılmaz gibi açık bir şey bu. Size düşen bu saatten sonra bu ‘yasak aşkı’ en kısa yoldan helale götürmek olacaktır.

Evlenme gücünüz yoksa boşuna evlilik hayalleri ile yaşamayın. Bu size de karşınızdakine de zarar verir psikolojik olarak. İki yıl uzun bir süre. Kaldı ki ona bile belki diyorsunuz. Bu sebeple bu uzun süre sakıncalı. Kesinlikle birbirini seven fakat bir araya gelemeyen kişiler görüşmemelidir. Bu ateşle barutu yan yana koymak olur. Şu anda patlamayan bombanın daha sonra patlamayacağına kim garanti verebilir? Veya bu ölçüyü koruyacağınıza kim teminat verebilir? İki yıl sonunda hala sevginizin bu derecede olacağına emin olabilir misiniz? Daha hayırlı bir kısmetinizin gelip gelmeyeceğini nereden bileceksiniz? Başta söylediğim gibi, şeytan binlerce yıllık tecrübesi ve hilesi ile damarlarımızda dolaşmakta. En iyi önlem haramın hissinin olduğu yere uğramamaktır. ‘Müstakbel eş’ kavramı hiç bir şeyi mübahlaştırmaz. Ne zaman ki evlilik görüşmeniz olur, nişan yapılır o zaman görüşmeye konuşmaya başlarsınız.

Madem evlenme düşünceniz var en azından annelerinizi tanıştırın. İrtibatınız annelerinizin üzerinden olsun. Karşı taraf size veya siz karşı tarafa bir şey söyleyecekseniz bunu anneler üzerinden yapın. Ne zaman evlilik görüşmesi olur, yüzük takılır o zaman kendiniz, ailelerin bilgisi dahilinde, biraz daha rahat görüşebilirsiniz. Kendinize mukayyed olun. Madem bir hatuna adam olma niyetiniz var, adamca bir hayat yaşayın. Allah’a emanet olun.


Paylaş