Soru
Selamün aleyküm hocam.
Ben 18 yaşında bir kız öğrenciyim. İleride ne yapacağım konusunda fikir danışmak istedim. Ailem, kendimi güvenceye almak için Eczacılık okumamı istiyor, bense evlendiğim zaman çalışmak değil, evimde çocuklarımla ve kendi hanemle ilgilenmek istiyorum. Birkaç kişiye, hocaya daha sordum bu konuyu. Kimi, “Aileni dinle, onları da razı et, Eczacılık oku, bunu yaparken kendini muhafaza etmek senin elinde.” dedi; kimi, “Aileni ikna edemezsen bunu yap.” dedi; kimi, “Namahrem ile aynı ortamda bulunma, açıktan oku.” gibi şeyler söyledi. Ne yapacağımı şaşırdım açıkçası. Düşününce ailemin dediği gibi, bu zamanda kendimi güvence altına da almak istiyorum ama aynı zamanda çalışmak da istemiyorum, eğer çalışmak durumunda kalırsam okurken yalnızca derste namahremlerin bulunduğu bir ortamda olmak, çalışırken de yalnızca hanım kardeşlerle çalışmak gibi bir fikrim var. Sizce ne yapmalıyım?
Allah razı olsun.
Cevap
Aleyküm selam ve rahmetullah.
Bacım, kardeşim. Günümüzde ümmetimizin en büyük sorunu “insan harcama” sorunudur. Bilhassa büyüklerimizin gerekçeleri ne olursa olsun, şu veya bu şekilde gençleri bozuk para gibi harcadıklarına şahit oluyoruz. Buna üzülüyoruz, canımızı sıkıyoruz. Yeri geliyor sinirleniyoruz da. Ancak bizim en büyüğümüz sallallahu aleyhi ve sellem, İslam Devleti’nin koca ordusunun başına 17 yaşında bir genci bırakarak göçtü bu dünyadan. Daha nice nice örnekleri ile, O sallallahu aleyhi vessellem davasını genç tuttu, gençler ile oldu. O halde biz, insanın bozuk para gibi harcandığı yerde, aslında davanın bozuk para gibi harcandığının şuurunda olarak hareket ederiz. “Dur.” deriz muhatabımıza.
Bu çiğnediğin hudud, “Hududullah”tır!
Şu aştığın sınır, Allah’ın sınırıdır, yavaş!
Kardeşim. Dış dünya maalesef İslam nizamı ile yönetilen bir dünya değildir. Bu sebeple Müslümanlar olarak bizler ticari, sosyal vs. tüm işlerimizde zorlanmaktayız, haramı helali birbirine karıştırmaktayız ve kafamıza göre fetvalar uydurmaktayız. Bunun üzerine bir de cahilliğimiz ve şuursuzluğumuz eklenince ahiretteki gidişatımızın üzerine tabiri caiz ise tüy dikmekteyiz. Sana, şu haram, bu helal, demeyeceğim. Filan durumda fetva şudur, olmazsa budur, diyerek uzun uzun fetva nakletmeyeceğim.
Kardeşim, sana bir Müslüman kıza yakışan nedir, bunu kısaca söylüyorum. Müslüman bir hanım;
* Namahremlerin olduğu yere gitmez.
* Ümmetin “adam kıtlığı” yaşadığı böyle bir dönemde “adam doğurmak, adam büyütmek, adam yetiştirmek” dışında bir hedefi kendine gaye edinemez.
* Hele hele, “Böyle de hizmet ediliyormuş.” gibi şeytanın veya şeytanvari vesvese veren insanların söylediklerine kulak asmaz.
* Onun en içten duası, “Ya Rabbi, beni ilimde Aişe anama, itaatte Hatice anama benzet. Zürriyetimi de erkek olursa İsmail, kız olursa Meryem misali sana adadım, kabul buyur.” şeklindedir.
* Tabii ki kendini geliştirir. Sadece dinî sahada değil; Tarih, Coğrafya, Edebiyat, Siyaset… Kendini geliştirmenin diploma demek olmadığını gayet iyi bilir O.
* Son olarak ve en mühimlerinden birisini de unutmaz. Rızkımızı babamız, annemiz, eşimiz, patronumuz değil, YERLERİN VE GÖKLERİN SAHİBİ ALLAH verir. Allah’a emanet olun.